ÖLÜNÜZ BÖYLEYSE


Osmanlı İmparatorluğunun Viyana kapılarına dayandığı devirde, Bizim Keloğlan Anadoludan Avrupaya geziye çıkmış, bir köye konuk olmuş. Keloğlan'ın konuk olduğu köyde akıl almaz şeyler oluyormuş. Köyün ölüleri dirildiği için; cenazeler kazık çakılarak gömülüyormuş. Köyün öyle bir geleneği varmış ki; cenaze defin edilene kadar başında konuk bekletmek bir adetmiş. Keloğlan'ın konuk olduğu akşam da köyden birisi ölmüş. Köylüler Keloğlan'ı ölüyle başbaşa bırakıp uyumaya gitmişler. Gece saat 12 olmuş, ölü başlamış konuşmaya:
- Kalkayım mı, kalkayım mı, kalkayım mı?
Keloğlan korkudan ne yapacağını bilememiş, elleri titreye titreye tütün sarıp yakmış. Ölü hep aynı şeyleri söylüyormuş:
- Kalkayım mı, kalkayım mı, kalkayım mı?
Bizim Keloğlan üç saatte bir paket tütünü bitirmiş ve öfkeyle bağırmış:
- Kalk bakalım ulan!.. Ne yapacaksın?
Keloğlan böyle demiş, ama dediğine de bin pişman olmuş. Ölü kalkmış, Keloğlan'a saldırmış, o da kendini savunmak için başlamış ölüyle boğuşmaya. Sabah ezanı okunurken, ölü kavgayı bırakıp, tabutuna girmiş. Keloğlan da rahat bir nefes almış. Biraz sonra gelen köylüler sormuş:
- Nasıl buldun ölümüzü?
Keloğlan da sinirli sinirli söylenmiş:
- Ulan, sizin ölünüz böyleyse; diriniz nasıldır kim bilir?

Hiç yorum yok:

Burda yorum yazacaksan, edip ol edebinle yaz,
Bir korkak gibi gizlenme, adınla soyadınla yaz.

Zeki Çalar


POPÜLER YAYINLAR


DOST SİTELER

Gitmek istediğiniz sitenin logosuna tıklayınız.











EMEĞE SAYGI

Bu site için harcadığım emeği saygı duymak istiyorsanız, bu sitede verilen bilgileri kendi sitelerinizde kullanırken
adresini kaynak gösteriniz.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı